Uzmanların yaptığı açıklamalara göre sivilcelerin 12 -15 yaş arasında gelişim çağındaki gençlerde görülüp, 20’li yaşların başlarında geçmesi gerekiyor. Maalesef günümüzde gençlik dönemlerinde yaşanan sivilce ve akne problemleri ileri yaşlardaki kişilerde de görülebiliyor. Stres, hava kirliliği, sağlıksız beslenme, yanlış kozmetik ürünlerin kullanımı gibi faktörlerden dolayı kişiler 30 ve 40’lı yaşlarda bile akne sorunu ile karşı karşıya kalabiliyor. Yetişkinlerde devam eden sivilcelerin önemli olduğunu vurgulayan İnt Dipl. Kozmetisyen Nesrin Sürer; “Kadınların günlük yaşamlarında ciltlerini güzelleştirmek adına yaptığı ağır makyajlar cildin nefes almasını engeller. Cilt nefes alamayınca, daha fazla yağ üretilmesine sebebiyet vererek sivilceler çoğalır. Yanlış sıkım, tırnakla yolma gibi alışkanlıklar da ciltte leke ve izler bırakır. Akne oluşumu, ciltte gözeneklerin tıkanması sebebiyle toz ve kirden siyah noktalara dönüşür. Bakteriler kanalların içine sızarak, tıkanmış olan yağ bezinde iltihaba yol açar. Sivilce sorunları olan kişilerin cilt bakımlarına daha özen göstermeleri gerekir. Cilt uygun ürünlerle günde iki kez temizlenmeli. Özellikle cilt dostu olan, yenileyici özelliği bulunan A vitamini içeren kremler kullanılmalıdır. Beslenmede akneleri artıran gıdalardan uzak durulmalıdır. Makyaj temizlenmeden kesinlikle yatılmamalıdır” dedi.
Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kış aylarında bademcik iltihabına dikkat!
Bademcik iltihabı ve farenjit, kış aylarında diğer aylara göre daha sık karşılaşılan hastalıklar olarak öne çıkıyor. Bulaşıcı olabilen ve kalabalık ortamlarda fazla zaman geçirenlerin risk grubunda olduğu bu hastalıklar, vücudun bağışıklık sisteminde güçsüzlüğe neden olarak kişinin sağlığını tehdit ediyor. Doğru teşhis ve tedaviyle bu hastalıkların kolayca etkisiz hale getirilebileceğini ifade eden Emsey Hospital’dan Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Suat Turgut, konuyla ilgili görüşlerini paylaşıyor. Bademcik dokusu iltihaplanınca, mikroplara ait toksinlerin kana karışması sonrası vücutta bazı belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtiler; ateş, boğaz ağrısı, halsizlik, vücutta yaygın kas ağrısı, iştahsızlık olarak sayılabilir. Bunun yanında, bademciklerin iltihaplanmasına bağlı olarak ağızda tat bozukluğu ve kötü koku da ortaya çıkar. Bademciklerin iltihaplanması genellikle vücut direncinin düşmesi, aşırı yorgunluk, aşırı fiziksel egzersiz, uykusuzluk, yetersiz beslenme gibi durumlarda ortaya çıkar. Bulaşma, genellikle eller yoluyla olur. Hasta kişilerin ellerine temas edilmesiyle hastalık bulaşır.
Yatak istirahati, yeterli sıvı alımı ve beslenme ön şarttır. Bakteriyel enfeksiyonlarda antibiyotik tedavileri gerekebilir. Tablonun ağır olduğu bademciklerin aşırı iltihapla şişmesi, hava yolunu kapatması sonucu ağızdan beslenme güç olabilir. Bu gibi durumlarda hastaneye yatılması, serum ve antibiyotik tedavisi yapılması gerekebilir. Bademcikte üreyen mikroplar eklemlere yayılarak eklem romatizmasına, böbreklere yayılarak böbrek iltihaplarına, en tehlikeli olarak da kalp kapakçıklarına ve zarına yayılarak kalp iltihabına yola açabilir. Bu risklerden dolayı senede 5-6 kezden fazla bademcik iltihabı geçirme durumunda hastalara ameliyat önerilir.
Yatak istirahati, yeterli sıvı alımı ve beslenme ön şarttır. Bakteriyel enfeksiyonlarda antibiyotik tedavileri gerekebilir. Tablonun ağır olduğu bademciklerin aşırı iltihapla şişmesi, hava yolunu kapatması sonucu ağızdan beslenme güç olabilir. Bu gibi durumlarda hastaneye yatılması, serum ve antibiyotik tedavisi yapılması gerekebilir. Bademcikte üreyen mikroplar eklemlere yayılarak eklem romatizmasına, böbreklere yayılarak böbrek iltihaplarına, en tehlikeli olarak da kalp kapakçıklarına ve zarına yayılarak kalp iltihabına yola açabilir. Bu risklerden dolayı senede 5-6 kezden fazla bademcik iltihabı geçirme durumunda hastalara ameliyat önerilir.
Etiketler:
Yaşam
600 bin kişi tedavi olmazsa siroz olacak
Türkiye’de yaklaşık 3.5 milyon Hepatit B taşıyıcısı varken, bunların yaklaşık yüzde 90’ı tedavi görmüyor. Uzmanlar tedavi olunmaması halinde 600 bin kişinin siroza yakalanabileceğini söylüyor.
Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği Başkanı ve Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Koruk, Türkiye’deki yaklaşık 3.5 milyon Hepatit B taşıyıcısından en az 600 bininin mutlak tedaviye ihtiyacı olduğunu söyledi. Buna karşın yalnızca yaklaşık 60 bin hastanın tedavi gördüğünü belirten Koruk, “Tedavi olması gerekip de olmayanların oranı yüzde 90 civarında. Tedavi olmayanlardan her yıl yüzde 3-5’i, siroza doğru gider. Ortalama 9- 10 yıl içinde de siroz olur” dedi.
Tarama yapılmalıTürkiye’de tam olarak kaç kişinin siroz hastası olduğuna ilişkin net bir bilginin bulunmadığını ifade eden Prof. Dr. Mehmet Koruk, şunları söyledi: “Siroza yol açan en büyük hastalık gruplarından birisi kronik Hepatit B hastalığıdır. Aile hekimlerinin ve uzmanların bazı tarama testleriyle bu hastaları ortaya koyması lazım. Çünkü hastalık siroz aşamasına gelinceye kadar ciddi belirti vermediği için, çoğu zaman hastalar hasta olduklarını bilmiyor. Ayrıca, Hepatit C, alkol tüketimi, genetik ve metabolik bazı karaciğer hastalıkları, safra yolu hastalıkları ve karaciğerin damarlarıyla ilgili hastalıklar da sirozda önemli rol oynuyor. Bu hastalığa karşı en azından yılda 1 kez bile olsa sağlık kontrolünden geçilmeli. Burada karaciğer fonksiyon testlerinin yapılması gerek.”
Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği Başkanı ve Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Koruk, Türkiye’deki yaklaşık 3.5 milyon Hepatit B taşıyıcısından en az 600 bininin mutlak tedaviye ihtiyacı olduğunu söyledi. Buna karşın yalnızca yaklaşık 60 bin hastanın tedavi gördüğünü belirten Koruk, “Tedavi olması gerekip de olmayanların oranı yüzde 90 civarında. Tedavi olmayanlardan her yıl yüzde 3-5’i, siroza doğru gider. Ortalama 9- 10 yıl içinde de siroz olur” dedi.
Tarama yapılmalıTürkiye’de tam olarak kaç kişinin siroz hastası olduğuna ilişkin net bir bilginin bulunmadığını ifade eden Prof. Dr. Mehmet Koruk, şunları söyledi: “Siroza yol açan en büyük hastalık gruplarından birisi kronik Hepatit B hastalığıdır. Aile hekimlerinin ve uzmanların bazı tarama testleriyle bu hastaları ortaya koyması lazım. Çünkü hastalık siroz aşamasına gelinceye kadar ciddi belirti vermediği için, çoğu zaman hastalar hasta olduklarını bilmiyor. Ayrıca, Hepatit C, alkol tüketimi, genetik ve metabolik bazı karaciğer hastalıkları, safra yolu hastalıkları ve karaciğerin damarlarıyla ilgili hastalıklar da sirozda önemli rol oynuyor. Bu hastalığa karşı en azından yılda 1 kez bile olsa sağlık kontrolünden geçilmeli. Burada karaciğer fonksiyon testlerinin yapılması gerek.”
Etiketler:
Yaşam
Özel hastane zammı!
SGK tarafından Sağlıkta Uygulama Tebliği'nde yapılan değişiklikle, özel hastaneler sağlık hizmetleri bedelinin iki katı ilave ücreti vatandaştan alabilecek.
Sağlıkta Uygulama Tebliği‘nde geçen 12 Ekim’de yapılan değişiklikle ‘Kamu idaresi sağlık hizmeti sunucuları dışındaki vakıf üniversiteleri dahil sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu’nca belirlenen sağlık hizmetleri bedelinin en fazla iki katına kadar ilave ücret alabilirler’ hükmüne yer verildi. Yapılan düzenleme ile vakıf üniversite hastaneleri ve özel hastanelerde sağlık hizmeti almak isteyen vatandaşlar, SUT fiyatının iki katına kadar ücret ödemek zorunda kalabilecek.
İKİ KATI PARA ÖDECEYECEKLER
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir Şubesi Denetleme Kurulu üyesi Dr. Ergün Demir, yapılan uygulamayla vatandaşın vakıf ve özel hastanelerden sağlık hizmeti almakta zorlanacağını savundu. Muayene ücreti, tahlil ve tetkikle birlikte ameliyatlar için yüksek fiyatların uygulanacağını savunan Dr. Demir, şunları söyledi:
“Bazı ameliyatların SUT’taki işlem fiyatlarına bakacak olursak, gasrektomi (mide alınması ameliyatı) 3 bin 740 TL, tonsillektomi (bademcik) 629 TL, apendoktomi (apandist) 440 TL, hemoroktomi (hemoroid) 498 TL, katarakt (göz ameliyatı) 451 TL, prostektomi (prostat) bin 510 TL ve lomber distektomi (bel fıtığı) 1175 TL’dir. Hastalanıp vakıf üniversite hastanesine veya özel bir hastaneye gittiğinizde, muayene ücretiniz, yapılan tetkik ve tahlilleriniz ile yapılan girişimsel işlemleriniz için, bu hastanelerin SGK’ya fatura ettiği Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen sağlık hizmetleri bedelinin iki katı ücreti cebinizden ödemek zorunda kalacaksınız. Örneğin vakıf ve özel hastanede prostat ameliyatı olacaksınız. SUT’taki işlem fiyatı 1510 TL. Ama vakıf ve özel hastaneler bu fiyatın iki katını yani 3 bin 20 TL talep edecek. Buna ilaveten vatandaş muayene ücreti, yapılan tahlil ve tetkiklerin toplam ücretiyle birlikte yaklaşık 3 bin 500 TL cepten ödemek zorunda kalacak.”
İLAVE ÜCRET ALINAMAYACAK HİZMETLER
Yapılan değişiklikte ilave ücret alınmayacak sağlık hizmetleri de belirlendi. Buna göre yoğun bakım hizmetleri, yanık tedavisi hizmetleri, kanser tedavisi (radyoterapi, kemoterapi, radyo izotop tedavileri), yenidoğana verilen sağlık hizmetleri, organ, doku ve kök hücre nakillerine ilişkin sağlık hizmetleri, doğumsal anomaliler için yapılan cerrahi işlemlere yönelik sağlık hizmetleri, hemodiyaliz tedavileri, kardiyovasküler cerrahi işlemlerden ilave ücret alınmayacak. (DHA)
Sağlıkta Uygulama Tebliği‘nde geçen 12 Ekim’de yapılan değişiklikle ‘Kamu idaresi sağlık hizmeti sunucuları dışındaki vakıf üniversiteleri dahil sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu’nca belirlenen sağlık hizmetleri bedelinin en fazla iki katına kadar ilave ücret alabilirler’ hükmüne yer verildi. Yapılan düzenleme ile vakıf üniversite hastaneleri ve özel hastanelerde sağlık hizmeti almak isteyen vatandaşlar, SUT fiyatının iki katına kadar ücret ödemek zorunda kalabilecek.
İKİ KATI PARA ÖDECEYECEKLER
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir Şubesi Denetleme Kurulu üyesi Dr. Ergün Demir, yapılan uygulamayla vatandaşın vakıf ve özel hastanelerden sağlık hizmeti almakta zorlanacağını savundu. Muayene ücreti, tahlil ve tetkikle birlikte ameliyatlar için yüksek fiyatların uygulanacağını savunan Dr. Demir, şunları söyledi:
“Bazı ameliyatların SUT’taki işlem fiyatlarına bakacak olursak, gasrektomi (mide alınması ameliyatı) 3 bin 740 TL, tonsillektomi (bademcik) 629 TL, apendoktomi (apandist) 440 TL, hemoroktomi (hemoroid) 498 TL, katarakt (göz ameliyatı) 451 TL, prostektomi (prostat) bin 510 TL ve lomber distektomi (bel fıtığı) 1175 TL’dir. Hastalanıp vakıf üniversite hastanesine veya özel bir hastaneye gittiğinizde, muayene ücretiniz, yapılan tetkik ve tahlilleriniz ile yapılan girişimsel işlemleriniz için, bu hastanelerin SGK’ya fatura ettiği Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen sağlık hizmetleri bedelinin iki katı ücreti cebinizden ödemek zorunda kalacaksınız. Örneğin vakıf ve özel hastanede prostat ameliyatı olacaksınız. SUT’taki işlem fiyatı 1510 TL. Ama vakıf ve özel hastaneler bu fiyatın iki katını yani 3 bin 20 TL talep edecek. Buna ilaveten vatandaş muayene ücreti, yapılan tahlil ve tetkiklerin toplam ücretiyle birlikte yaklaşık 3 bin 500 TL cepten ödemek zorunda kalacak.”
İLAVE ÜCRET ALINAMAYACAK HİZMETLER
Yapılan değişiklikte ilave ücret alınmayacak sağlık hizmetleri de belirlendi. Buna göre yoğun bakım hizmetleri, yanık tedavisi hizmetleri, kanser tedavisi (radyoterapi, kemoterapi, radyo izotop tedavileri), yenidoğana verilen sağlık hizmetleri, organ, doku ve kök hücre nakillerine ilişkin sağlık hizmetleri, doğumsal anomaliler için yapılan cerrahi işlemlere yönelik sağlık hizmetleri, hemodiyaliz tedavileri, kardiyovasküler cerrahi işlemlerden ilave ücret alınmayacak. (DHA)
Etiketler:
Yaşam



