En aktif film sitesine hoşgeldiniz...
Recent Movies
Manşet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Manşet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Eroincinin yengesi Buldan, duruşmada

Sanıkları arasında Mehmet Ağar’ın da olduğu, Altındağ Nüfus Müdürü Mecit Baskın’ın öldürülmesine ilişkin davanın ilk duruşması Ankara’da yapıldı. BDP’li Pervin Buldan da duruşmayı izleyenler içindeydi. Kayınbiraderi Nihat Buldan, yengesi Pervin Buldan’a ait TBMM plakalı araçla uyuşturucu sevk ederken yakalanmıştı.

Eroincinin yengesi de davayı izlediBDP Grup Başkanvekili Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, duruşmayı izleyenler içinde yer aldı. Buldan, duruşma öncesi Twitter hesabından açıklamada bulundu.  Buldan “Bu davadan tutuklu bulunan Ayhan Çarkın ve Ziya Bandırmalıoğlu’nu bekliyoruz. Bu iki isim aynı zamanda Savaş Buldan’ın da katilleri. İlk defa eşimin katilleriyle yüzleşeceğim. Ayhan Çarkın ve Ziya Bandırmalıoğlu geldiler. İçimde fırtınalar kopuyor. Korkut Eken ve Ercan Ersoy da burada. Tam bir katiller serisi” ifadelerini kullandı. Mehmet Ağar’ı suçlayan BDP’li Pervin Buldan ve akrabalarının hikayeleri bir hayli ilginç.  1992 yılında öldürülen eşi Savaş Buldan, yeraltı dünyasının en önemli uyuşturucu baronlarının başında geliyordu ve PKK çetesi ile ortak çalışıyordu. İstanbul’da bir polis baskınından Leyla Zana sayesinde kurtulan Buldan, PKK ile ortaklığının tavan yaptığı bir dönemde öldürülmüştü.  BDP’li Pervin Buldan’ın mensubu olduğu Buldan ailesi, tüm Avrupa polisince tescilli uyuşturucu kaçakçısı olarak biliniyor. Kendisine verilen TBMM plakasını uyuşturucu işinde kullandırdığı öne sürülen Buldan’ın kayınbiraderi Nihat Buldan’ın hikâyesi de ilginç. Nihat Buldan, İngiltere’de 34 kilogram eroin ile yakalanıp 16 yıl hapse mahkum olduktan sonra Türkiye’ye iade ediliyor ve 2,5 yıl sonra serbest kalıyor. Serbest kalır kalmaz da işine dönüyor. Nihat Buldan, yengesine ait TBMM plakalı araçla uyuşturucu sevkiyatı yaparken yakalanıyor. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Nihat Buldan ile 5 adamının 90 kilogram eroinle yakalandığı haberini doğruluyor.

Tavizleri kopardıkça gemi azıya alıyorlar!

ABD’nin 100 yıllık “4 ayaklı Kürdistan” planı için adımlar sıklaşırken, DTK Eş Başkanı Ahmet Türk’ten sonra Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir de “gemi azıya” aldı. Baydemir, katıldığı bir televizyon programında “Türkiye Kürdistanı” dedi. Başbakan Erdoğan’ın “Kürdistan” çıkışının ardından ilk kez “Türkiye Kürdistan” ı kavramını kullanan Baydemir, Erdoğan’ın Diyarbakır çıkarmasında kaydedilen fotoğrafın tarihi bir fotoğraf olduğunu ifade etti.
 
Öcalan da olsaydı
Baydemir, o fotoğrafta Barzani’nin yanında Öcalan’ın da olması gerektiğini söyledi. 16-17 Kasım’da Diyarbakır’da, Başbakan Erdoğan ile Mesud Barzani’nin birlikte olduğu fotoğrafa gönderme yapan Baydemir, o karede Öcalan’ın da bulunması gerektiğini ısrarla vurgularken, “Buradaki tek eksik Sayın Öcalan’ın ve Sayın Müslüm’in de bu fotoğrafa dahil olmasıdır. Bu durum, sadece Türkiye ve
Türkiye Kürdistan’ında değil, bütün Orta Doğu’da barış halaylarının tutulmasına neden olur” dedi.
Konuşmasında ilk kez “Türkiye’nin Kürdistan” ı ifadesini kullanan Baydemir, bu nitelemenin yanlış olmadığını, Erdoğan’ın da “Kürdistan” kelimesini kullanarak önemli bir yanlışı düzelttiğini söyledi. Baydemir’in bu konudaki ilginç değerlendirmesi şöyle: “Biz nasıl Kırgızistan’a Kırgızistan diyorsak, Tacikistan’a Tacikistan, Yunanistan’a da Yunanistan diyorsak, bırakın 90 yıl oldu, Kürdistan’a da Kürdistan diyelim. Vallahi kıyamet kopmaz. Sayın Başbakan’a Kürdistan’a Kürdistan dediği için teşekkür ederim. Bana bakarsanız bu devrim değil, bir ayıbı bertaraf etmektir. Bundan gerçekten korkmamak gerekiyor. İran Kürdistanı’na Kuzey İran mı diyeceğiz. Bugüne kadar Irak’ın Kuzey’i diyorsak, Türkiye Kürdistanı’na da Türkiye’nin güneyi diyorsak artık bunların yerine Kürdistan dememizde, Türkiye Kürdistan’ı dememizde hiçbir sakınca yoktur.”

 Erdoğan, Diyarbakır konuşmasında ilk kez “Kürdistan” ifadesini kullanmış, DTK Eş Başkanı Ahmet Türk de, Barzani’nin Diyarbakır ziyaretini değerlendirirken, “Kürdistan’ın başkentine gelmesi önemli” demişti.

Belediyeden PKK kampına karavana taşıma skandalı!

Şırnak Belediyesi’ne ait aracın PKK kamplarına sıcak kumanya taşırken uçuruma düştüğü, iki belediye çalışanı ile 2 PKK’lı kılavuzun öldüğü iddia edildi

Terör örgütü PKK’nın dağdaki elemanlarına belediye yemekhanesinden yemek götüren Şırnak Belediyesi’ne ait aracın uçurumdan yuvarlanması sonucu ikisi belediye çalışanı, ikisi terörist 4 kişinin öldüğü iddia edildi. Gazeteport’un haberine göre, ölen PKK’lı teröristlerin cesetlerini PKK’lılar aldı. İki belediye çalışanının cesetleri ise jandarma tarafından kaza yerinden alınıp skandalın üzeri örtüldü. Şırnak’ta meydana gelen ve basına “Şırnak belediyesine ait araç uçuruma düştü iki belediye personeli öldü”
şeklinde yansıyan olayla ilgili skandal yaratacak iddialara göre 4 Kasım 2013 tarihinde Şırnak Belediyesi’nde çalışan personelden Ömer Kayaş ve Abdulkerim Güngen, Şırnak Belediyesi’ne ait araca yükledikleri sıcak karavanayı PKK’nın kampına doğru yola
çıktı.
Yemekler etrafa saçıldı
Şırnak’ın Toptepe Köyü yakınlarında kendilerine kılavuzluk yapacak 2 PKK’lı teröristi de araçlarına alan belediye çalışanları Kayaş ve Günden, terör örgütü PKK’nın dağdaki kampına doğru yola devam etti. Ancak kullandıkları araç “Serdehl” mezrası yakınlarında yoldan çıkarak 200 metrelik uçurumdan aşağıya yuvarlanıp, kullanılmayan bir maden ocağının önüne düştü.
Belediyeye ait araçta bulunan 2’si PKK militanı dört kişi hayatını kaybederken, kamyonette bulunan sıcak karavana da etrafa saçıldı. Kumanyanın gecikmesi üzerine çevrede araştırma yapan PKK’lı teröristler, kendilerine kumanya getiren aracın uçuruma düştüğünü, iki belediye çalışanı ve iki arkadaşlarının öldüğünü belirledi. Olay yerinde hayatını kaybeden iki militanı alan PKK’lılar Şırnak Belediyesi ile irtibata geçerek kazayı haber verdi.

Her gün et ve muzOlay yerine gelen jandarma, araç içinde sıkışmış börek tepsileri, araca ve çevreye dökülmüş sıcak yemek kazanları ile Ömer Kayaş ve Abdulkerim Güngen’in araçtan uçuruma savrulmuş cesetlerini AFAD yardımı ile uçurumdan çıkararak Şırnak Devlet Hastanesi’ne getirdi. Olay medyaya “İki belediye personeli belediyeye ait araçla uçuruma düştü” şeklinde yer aldı. Ancak olay yerindeki araçta terör örgütü PKK’nın Cudi kampına götürülmek üzere bulunan Şırnak Belediyesi’ne ait araç ve sıcak karavana konusunda bugüne kadar herhangi bir işlem yapılmadı. İddialara göre PKK’nın Cudi kamplarına belediyeden hemen hemen her gün sıcak karavana taşınıyor. Özellikle etli yemek ve bazı günler yarım tona yaklaşan muz ve meyve gönderilmesine dikkat ediliyor.

Şantiye basıp 10 aracı yaktılar
Şırnak - Van karayolunu yapan özel bir firmaya ait şantiye, dün saat 16.00 sıralarında, silahlı 15 PKK’lı tarafından basıldı. Görevlileri etkisiz hale getiren PKK’lılar, şantiye çalışanlarını toplayıp örgütün propagandasını yaptı. PKK’lılar, daha sonra 7 kamyon, 1 dozer, 1 ekskavatör ve 1 yakıt tankerini ateşe vererek, uçurumdan yuvarladıktan sonra bölgeden yaya olarak kaçtılar. Firma yetkilisi Atila Bilgin, yakılan araçları bankalardan çektiği kredi ile aldığını henüz borçlarını dahi ödeyemediğini belirterek, bu durumun kendisini mağdur ettiğini söyledi. Şırnak merkeze 5 kilometre uzaklıkta bulunan bölgede araçların ateşe verilmesi üzerine, Şırnak Belediyesi’ne ait itfaiye araçları bölgeye gelerek, yanan araçları söndürmeye çalıştı. Araçların yakıldığı bölgeye gelen Şırnak Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı özel harekat timleri, çevrede güvenlik önlemi alırken, kaçan PKK’lıların yakalanması amacıyla da çalışma başlatıldı.

DTK Eş Başkanı Ahmet Türk,Ve Diyarbakır ‘başkent’ oldu!

DTK Eş Başkanı Ahmet Türk, Mesud Barzani’nin Diyarbakır ziyaretini değerlendirirken, Başbakan’ın ‘başlangıç’ sözünden anladığını gösterdi: Kürdistan’ın başkentine gelmesi önemli. Artık niyet yetmez, pratik gerek

DTK Eş Başkanı Ahmet Türk, peşmerge reisi Mesud Barzani’nin Başbakan Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine gerçekleştirdiği Diyarbakır ziyaretini, “Niyetler ve mesajlar yeterli olmuyor. Bu niyetleri ve mesajları insanlarımız artık pratikte görmek, diyalogun müzakereye dönüşmesini istiyor” diye yorumladı. Terör örgütü PKK’ya yakınlığıyla bilinen haber ajansı ANF’ye konuşan ve bu yüzyılın “Kürt halkının özgürlük yüzyılı” olacağını belirten Ahmet Türk, şunları söyledi: “Kürt halkı yeni bir özgürlük yaşamına kavuşması için bütün önderlerimiz ve öncülerimiz emek harcamalı. Bütün dünyada başarı diyalog ile olur. Biz diyalogumuzu geliştirsek Kürt halkının bir eksikliği kalmayacak. Orta Doğu’ya Kürtlersiz demokrasi ve istikrarın gelmesi mümkün değil. Bu nedenle mücadelemize daha çok sahip çıkmalıyız.”

Niyetler yeterli değil
Türk, Barzani’nin Diyarbakır ziyaretinin önemli olduğunu ve dikkatle izlediklerini vurgulayarak, şöyle devam etti: “Barzani’nin Kürdistan’ın başkenti Diyarbakır’a gelmesini ve görüşmeleri önemli buluyoruz. Kürdistan’ın sorunlarının rahatça konuşulduğu yeni bir döneme girdik. Ancak niyetler ve mesajlar yeterli değil. Bu niyet ve mesajları insanlarımız artık pratikte görmek ve diyalogun müzakereye dönüşmesini istiyor. Bu fırsatın barışa dönüştürülmesi konusunda hükümete çok önemli görevler düşüyor. Hükümetin artık Kürtleri halk olarak görmesi ve halkın taleplerini esas alan bir yaklaşım göstermesi gerekiyor.”

Kardeş Öcalan’ın ‘ağabey’ serzenişi
Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’la kardeşi Mehmet Öcalan, İmralı Adası’nda görüştü. Adaya geçmeden önce Gemlik’te konuşan Mehmet Öcalan, Diyarbakır’da gerçekleşen Barzani- Erdoğan görüşmesine tepki gösterdi. Öcalan, şunları söyledi: “Diyarbakır’a belli bazı şahsiyetler geldi, isimlerini söylemek doğru değil. Süreci götüren, evet devlettir, hükümettir ve Öcalan’dır. Sanki aralarında bir sözleşme yapmış gibi kimse Öcalan’ı gündeme getirmedi. Bu, doğru bir şey değildir. Gerçek neyse onu deseler daha doğru ve uygun olurdu.” Daha sonra Mehmet Öcalan, İmralı’ya hareket etti. Akşam saatlerinde adadan dönen kardeş Öcalan, gazetecilerin sorusu üzerine; “Şu anda bir açıklama yapmak uygun değildir. Bu gerekli değildir” dedi.Mehmet Öcalan, daha sonra diğer mahkumlardan Cumali Karsu’nun yakını Pervin Oduncu ve Şeyhmus Poyraz’ın yakını Felek Cızlaşmak ile birlikte ilçeden ayrıldı.

NATO’ya giren Peşmerge

Bize sürpriz (!) olan bu gelişmenin Ankara için öyle olmadığını öğrendim. Konferans ile ilgili planlamanın yapılış safhasında NATO’nun siyasi kanadından Ankara’ya bilgi verilmiş, hükümetten buna itiraz olmamış!...
 
Çin’e verilen füze ihalesi yüzünden Ankara’ya çöken ağır Amerikan havası ve ardındaki gelişmelerin peşinde koşarken sabah gündeme düşen haberle alarma geçtik. Haber, Çin’e verilen yüksek irtifada hava savunma sistemleri ihalesi ile ilgili kararın ne kadar doğru olduğunu bir kez daha doğrular nitelikteydi;

“Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Peşmerge Bakanlığı, ilk defa NATO tarafından düzenlenen uluslararası bir konferansa davet edildi.”

Yaptığım 3-5 telefon görüşmesinden sonra bize sürpriz(!) olan bu gelişmenin Ankara için öyle
 olmadığını öğrendim. Kaynaklar, konferans ile ilgili planlamanın yapılış safhasında NATO’nun siyasi kanadından Ankara’ya bilgi verildiğini ve Hükümetten de buna herhangi bir itirazın Brüksel’e iletilmediğini kaydetti.

Hafta sonu Diyarbakır’da gerçekleşecek Mesud Barzani-Tayyip Erdoğan düeti arifesinde yaşanan bu gelişme, terörist Abdullah Öcalan’ın  “müzakere süreci” nde Hükümete 4 ay daha opsiyon tanıması ve iktidarın bebek katili ile “akil adamlara”, gazetecilere görüşme imkanı sağlayacağı sinyalleri..
Kafamı kurcalayan soru işaretlerine biraz yanıt bulabilir miyim diye son İmralı görüşmesine giden heyette bulunan HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile görüştüm.  “Öcalan’ın, Barzani-Erdoğan buluşmasından haberi var mıydı” diye sordum,  “hayır yoktu” dedi. Teröristbaşının hükümete
verdiği 4 aylık opsiyonun detaylarını öğrenmek istediğimi belirtince de,  “Pazartesi günü geniş bir açıklama yapacağını”  kaydetti. Barzani-Erdoğan görüşmesi için değerlendirmeyi de aynı güne bıraktı. Önder, gazeteci ve “akil adamlar”ın Öcalan ile görüştürüleceğine dair hükümetten  “henüz” somut bir işaret almadıklarını da sözlerine ekledi.
Tekrar döndüm kendi rutin(!) gündemime.

Yandaş medyada her gün yer alan; “ABD’li şirketler Patriot için tekliflerini yenileme kararı aldı. Türkiye’nin şartlarına uygun yeni teklif sunacaklar” haberlerine..

Akbabalar gibi çöktüler Ankara’nın üstüne. Savunma Sanayi Müsteşarlığı çevrelerinden edindiğim bilgilere göre zaten ihalenin Amerika’ya verilmesine teşne olan hükümete Türk görünümlü iş adamlarının da sıkça gidip geldiğini öğrendim. Füze ihalesinin Çin’e verilmesinde en büyük etken olan Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki son nabzı tutmaya çalıştım. TSK’dan yükselen ortak görüşü şöyle özetleyebilirim;

“Çin füzesi Türkiye açısından büyük bir açılım. Savunma sanayii açısından da. Amerikalı şirketler bu aşamadan sonra bedavaya bile vermeye kalkabilirler. Türkiye, Çin’den bu teknolojiyi tam olarak alıp uygulayamasın diye. ABD’nin ‘vereceğiz vereceğiz’ dese de, bunların tam olarak bize bu teknolojiyi verebileceklerine inanmak güç. İleriki aşamalarda mutlaka belli pürüzler, çıkarıp buna engel olacaklar. Türkiye’nin NATO entegrasyonu; bunların hepsi hikâye. Türkiye bu teknolojiyi aldığı anda Çin’den çok daha ileriye götürebilecek insan kapasitesine haiz. Bu insan kaynağına sahibiz. Ve bundan çok çekiniyorlar ama onlar diyorlar ki; ‘Çin’in önüne geçip bunu engelleyebilirsek ileriki aşamalarda belli pürüzler çıkartarak Türkiye’nin Arap ülkelerine ve diğer ülkelere satılmasını engelleriz.’ Çünkü Çin, buna olur veriyor. Üretilmesine müteakip satışına da. Bu konularda belli pürüzler yaratarak Türkiye’nin bu konuda ileri gitmesini engellemek istiyorlar. ANKA insansız hava aracında çok büyük problemler yaşandı. Bu proje çok muhteşem bir proje oldu. Üçüncü ülkeyiz şu anda üretim aşamasına geçmiş ülke kapsamında İsrail ve ABD’den sonra. Ve bu adamlar diyorlar ki, ‘Türkler bir şey yapmaya başladıktan sonra çok daha iyisini yapıyorlar.’ Şu anda Heron’lardan çok çok daha ileri teknoloji ile ve çok daha imkan kabiliyetleri fazla şekilde üretime geçiliyor. Bütün korkuları da bu. Bu gerçekleştikten sonra da Türk dünyası zaten hazır. Amerikalıların bütün korkusu Orta Doğu’yu ve Orta Asya’yı Batı’nın ve ABD’nin ve özellikle İsrail’in kaybetme korkusu. Türkiye’nin bu açılımı bu şekilde sürdürmesi lazım Doğu’ya doğru.”

Ankara’ya çöreklenen malum Amerikan lobisi işi iyice azıttı. Recep Erdoğan’ın beli kırılmış, zaten kımıldayacak hali yok. İbrahim Tatlıses-Şivan Perver düetinde sizlere yine tatlı ninniler söylenecek.
NATO’ya giren peşmerge haberini ben bu gözle izliyorum.
Ne dersiniz?..

Ahmet Takan

Medya öğrenci evlerini tartışırken Burak Erdoğan 6'ncı 'gemicik'i aldı

Türkiye kızlı erkekli öğrenci evlerini tartışırken  Erdoğan'ın oğlu Burak Erdoğan altıncı gemisini aldı. Burak Erdoğan, Türkçe 'Cici' anlamına gelen 'Pretty' adlı son aldığı gemi için tam 20 milyon dolar (yaklaşık 40 milyon lira) ödedi.

Burak Erdoğan'ın filosuna 6'ncı gemicik de eklendi!

Başbakan'ın armatör oğlu Burak Erdoğan'ın 20 milyon dolar değerinde bir gemi daha aldığı öne sürüldü. Malta bandıralı yeni gemi, diğer 5 geminin kapasitesi büyüklüğünde.

 Erdoğan'ın armatör oğlu gemilerini 6'ladı. Malta bandralı olan yeni gemisini geçtiğimiz günlerde Singapur'dan teslim aldı. Geminin adı ise Türkçe 'Cici' anlamına gelen 'Pretty'.

 Genel Denizcilik'e ait olan Pretty isimli geminin değerinin ise 20 milyon doların üzerinde olduğu iddia ediliyor. Gemi mürettebatı geçtiğimiz ay gemiyi teslim almak için Singapur'a gitti. Daha önce Japonya'dan teslim alınacağı bilinen ancak teslimatı geciken geminin yük kapasitesi Burak Erdoğan ve ortağı Mecit Çetinkaya'ya ait 5 geminin toplam kapasitesi kadar.

GEMİCİK'İN 32 KATI KADAR
 Safran 1, Sakarya, G. İnebolu, Cihan ve Bosna isimli gemilerin 92 bin ton taşıma kapasitesi var. Pretty ise tek başına 91 bin 971 ton yük taşıyabiliyor. Başbakan'ın "Gemicik" dediği Safran 1'in taşıma kapasitesi 2805 ton. Yeni geminin kapasitesi ise 91 bin 907 ton, yani Gemicik'in 32 katı daha büyük.

TEK ÇATIDA 2 ŞİRKET
Burak Erdoğan, Mecit Çetinkaya ile birlikte kurduğu MB Denizcilik'in yüzde 99 hissesine sahip. Bu şirket İstanbul Üsküdar'daki ofisten yönetiliyor. Aynı adres, Manta Denizcilik adında bir şirket daha var. Şirketin sitesinde "filomuz" adı altında yandaki 5 gemi tanıtılıyor.


Gemicik’ten sonra Gemi

'Ne Mutlu Türküm Diyene' tabelasını attılar! Aman Mankurtlaşmış Türkümsüleri uyandırmayın

DİYARBAKIR'DAKİ  O TABELA KALDIRILDI!
Diyarbakır'ın merkez Yenişehir İlçesi'nde yıllardır asılı bulunan 'Ne mutlu Türk'üm diyene' yazılı tabela akşam saatlerinde valilik kararıyla kaldırıldı.

Diyarbakır'ın merkez Yenişehir İlçesi Büyükalp Caddesi üzerinde asılı bulunan 'Ne mutlu Türk'üm diyene' yazısı ile Diyarbakır'ı simgeleyen karpuz figürünün bulunduğu 20 metre uzunluğundaki tabela valilik kararıyla akşam saatlerinde kaldırıldı.

Karayolları işçileri, iki vinç yardımı ile tabelayı bulunduğu yerden kaynakla keserek indirdi.

Diyarbakır Barosu avukatlarından Mahsuni Karaman, bir süre önce Diyarbakır Valiliği'ne dilekçe ile başvuru yaparak tabelanın kaldırılmasını istemişti. Karaman, başvurusunda, demokratikleşme paketi ile bir çok düzenleme yapıldığını ve bu tabelanın da paket kapsamında kaldırılması gerektiğini savunmuştu.
  Gafleti uzun ve derin olanın devleti yok olur!...İndirin! Türk Milleti sizi indireceği güne kadar elinizden geleni ardınıza koymayın!

KİNİN DIŞA VURUMU!
Diyarbakır'da ‘Andımız' kaldırılsın eylemi 
BDP Gençlik Meclisi, “Anadilde Eğitim İçin Bir Haftalık Okul Boykotu”‘Andımız kaldırılsın’
 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Cesur Yayin ! - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Free Blogger Template Design Collection, Blogger Tema